Bankacılık Sektöründe Kefalet Sözleşmesi

Bankacılık sektöründe gerçekleştirilen bankacılık işlemlerinin büyük bölümünde güvence sağlamak amacıyla kullanılan kişisel teminat niteliğini taşıyan kefalet sözleşmesi kefil ile alacaklı, bankacılık işlemleri bakımından banka, arasında akdedilen bir sözleşmedir.

Kefalet sözleşmesi ,kefilin alacaklıya karşı, borcun ifa edilmemesinin sonuçlarını üstlendiği, kişisel teminat sözleşmesidir.

Kefalet sözleşmesi,  kural olarak sadece kefil borç altına girdiği için tek taraflı bir sözleşmedir.Kefilin, edimi karşılığında alacaklının karlı edimi üstlenmesi ile sözleşme tam iki taraflı hale getirilebilir.

Kefalet sözleşmesi ile kefil, borçlunun borcunu ödememesi halinde, asıl borcun ifasını değil, alacaklının uğradığı zararı ödemeyi üstlenir. Dolayısıyla teminat altına alının borç ne olursa olsun kefilin borcu her zaman bir miktar paradır.

Kefalet sözleşmesinin geçerliliği, öncelikle teminat altına alınacak borcun geçerliliğine bağlıdır. Kefaletin geçerli olabilmesi için asıl borcun belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Belirlilik koşulu özellikle gelecekte doğacak borçlar açısından önem arz eder.

Türk Borçlar Kanunu(TBK)  madde 583 gereği, kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalat tarihinin bellirtilmesi gerekir.

Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadığında ve kefalet tarihi ile azami sorumluluk miktarı el yazısı ile belirtilmediğinde sözleşme kesin hükümsüz olacaktır.

Kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için gerçek kişi kefilin fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Sınırlı ehliyetsizler, kefil olamazlar.

Sınırlı ehliyetsizler:Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar bu gruba girer. Ergin olmayanlar yasal temsilcilerinin rızası olmadan borç altına giremezler.

Kendisine yasal danışman atanmış sınırlı ehliyetliler, yasal danışmanın rızası ile kefil olabilirler.

Kefalet sözleşmelerinde, TBK m. 584 hükmüne göre, eşlerden biri ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Bu rızanın en geç sözleşmenin kurulması sırasında verilmiş olması gerekir.

TBK m 583/2 gereğince kefalet sözleşmesi için öngörülen geçerlilik şekli, kefalet sözleşmesi yapılması için verilen yetki ve kefalet sözleşmesi yapma vaadi için de uygulanır. Bu durumlarda eşin rızasının da aranıp aranmayacağına ilişkin bir düzenleme yoktur.

Eşin haklı nedenir olmadan kefalet için rıza vermekten kaçınmaıs ya da rıza verebilecek durumda olmaması halinde aile konutuna ilişkin hükümlerde olduğu gibi hakimin müdahalesi öngörülmemiştir.

Kefalet sözleşmeleri türlerini, kefilin sorumluluğunu, kefil ile alacaklı arasındaki ilişkiyii bankacılık işlemlerindeki kefalete ilişkin TKHK düzenlemelerini yayınevimizden çıkan, editörlüğünü Hakan TOKBAŞ ve Ali Suphi KURŞUN’un yapmış olduğu  Bankacılık Sektöründe Tüketici Hukuku Uygulamaları” kitabından öğrenebilirsiniz.

 

Yorum Yap

*

Aristo YAYINEVİ Müşteri Hizmetleri 0 (216) 3346966 Kapat