Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’nun Amacı

Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (TRK) m.1/1,  kanunun amacını açıklamıştır. Hukuk sistemimizde taşınırın rehin verilmesinde kural, teslim şartlı veya teslime bağlı taşınır rehnidir (TMK m.939/1).   Buna göre, kurulması için taşınırın zilyetliği rehin alana geçirilecektir, rehnin kurulmasıyla rehin alacaklısı “rehin zilyetliği”ne sahip olacaktır[1] (TMK m.939/1). Bu yolla rehin hakkının varlığı üçüncü şahıslarca görülebilir hale gelir, diğer bir ifadeyle hakkın aleniyeti sağlanır.

Ancak bu tip rehin kurma yönteminin istisnaları olabilmektedir (TMK m.940/2). İstisnai durumların varlığı halinde taşınırın zilyetliğinin rehin alana veya alacaklısına tanınması gerekmez, bunun yerine taşınırın türüne özgü belirli bir sicile kayıt yapılır. Sicile yapılan bu kayıt (tescil) ile rehin hakkının varlığı en azından alenileşmiş olmakta, kamuya açıklanmaktadır.  İstisnai özelliklteki bu tür rehin türlerine “teslimsiz rehin”, “sicilli menkul rehni”, “menkul ipoteği” olarak adlandırılmaktadır. TRK bu tip rehin yöntemini geliştirmeyi ve genişletmeyi amaçlamaktadır. Gerçekten de aşağıda da görüleceği üzere, mülga Ticari İşletme Rehni Kanunu’na (TİRK) oranla TRK’nun uygulama alanı oldukça genişlemiş durumdadır.

Buna rağmen şunu belirtmeliyiz ki teslimsiz taşınır rehni, sistemimizde istisnai karakterini korumaktadır. Zira bu konuda ana kural TMK m.939/1’de ortaya konmuştur. Bunun ilk ve önemli sonucu, yorum ve kıyasta ortaya çıkar. Yani, kanun hükmünün yorumunda veya boşluğun doldurulmasında, ana kuralın gözetilmesi gerekecektir. Zira istisnalar dar yorumlanır ve kıyas yoluyla benzer durumlara uygulanamaz (singularia non sunt extendenda).

Kanunun çıkarılış amacı arasında sayılan ilk durum, “teslimsiz taşınır rehin hakkının güvence olarak kullanımının yaygınlaştırılması”dır. Gerçekten de tacir veya esnafın, kredi ihtiyacını güvence veya teminata olmaksızın gidermesi pek az bir olasılıktır. Güvence olarak taşınırın gösterilmesi halinde ise teslime bağlı  taşınır rehni  yöntemi kullanılacak, rehine özgü zilyetlik rehin alana devredilecektir. Bu durumda kredi alan tacir veya esnaf, zilyetliğini devrettiği taşınırı kullanamayacak, yararlanamayacak, ticari faaliyetini kısmen veya tamamen yürütemeyecektir. Haliyle kazanç eksikliği doğacaktır. Bu durum ise alınan kredinin geri ödenmesini güçleştirecek, böylece bir kısır döngü oluşacaktır (alınan kredinin ödenmesi için taşınırı kullanmak gerekli fakat taşınır rehin alanda, ticari faaliyet gerçekleşememekte, kredi ödenemektedir)[2]. Bunun aşılması (diğer teslimsiz taşınır rehni türlerinde  ve taşınmazın rehninde tapuda eklenti gösterilmesine ilişkin TMK m.862/2’de olduğu gibi), teslimsiz taşınır rehni ile olacaktır. Teslimsiz taşınır rehni yönteminin, kredi alabilme noktasında tacir ve esnafın hareket alanın genişlettiğinde kuşku yoktur.

Peki bu yöntemin uygulamasının genişletilmesi nasıl olacaktır?

 

*** Bu metin, Prof. Dr. Faruk Acar ve Prof. Dr. Gökhan Antalya‘nın Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni isimli kitabından alınmıştır. Daha fazla bilgi için Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni hukuk kitabını edinebilirsiniz.

Yorum Yap

*

Aristo YAYINEVİ Müşteri Hizmetleri 0 (216) 3346966 Kapat