Tüketici Hukuku ve Aldatıcı Reklam

Aldatıcı reklam, TKHK veya Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nde tanımlı değildir.Aldatıcı reklamın tanımından ziyade unsurları üzerinde duracak olursak, reklamın yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgi içermesi, reklamın hitap ettiği ortalama tüketiciyi aldatma kabiliyetine sahip olması ve aldatıcılığın önemli olması halinde aldatıcı reklamdan bahsedilir.

Sanayi devrimi ile kitlesel ve seri üretime geçilmesi, temel ekonomik düzeni değiştirmiş, güçlü piyasa karşısında çok fazla mal ve ürünle karşı karşıya kalan alıcı/tüketiciler sosyo –ekonomik açıdan zayıf kalmışlardır.

Özelikle Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da karşılaşılan sorunlar liberal düzenin karmaşası içinde tüketicilerin sermayedarlar karşısında korunmasına yönelik hukuki düzenlemeler yapılması ihtiyacı doğurmuştur.

Ülkemiz endüstri sistemini incelediğimizde cumhuriyet öncesinde de hem çalışanı koruyucu hem de tüketiciyi koruyucu –bugünkü anlamını tam olarak karşılamasa da- bir yapıyla karşılaşmaktayız.

Hukuk sistemimize 1995 kabul tarihli 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ile giren tüketici hukuku kavramı, hem özel hukukla hem de kamu hukukuyla ilgili bir alandır. Oldukça yeni bir olgu olan Tüketici Hukuku, herhangi bir ekonomik kısıtlamaya karşı değildir. Aksine hem üretici hem de tüketici için özgür ve adil bir rekabet ortamı yaratma misyonu taşımaktadır.

Günümüzde sadece televizyonlarda değil, internet aracılığı ile her türlü dijital platformda reklamlarla karşı karşıya kalmaktayız. Bu reklamlar çoğu kez zorunlu olarak izlemediğimiz reklamlar da olabilmektedir. İzlediğimiz her reklamda ürün ya da hizmeti tanıtıcı bilgiler öğrenmekle beraber, bu bilgilerin doğruluğu ve güncelliğini sorgulamaktan uzak olabilmekteyiz. Tüketiciyi ekonomik açıdan yönlendirme, tüketicinin satın alma kararını etkileme konusunda reklamlar pozitif bir etkiye sahiptirler.

Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin  “Temel İlkeler” başlıklı 5’inci maddesinde reklamların hangi içerik ve özellikleri taşımaması gerektiği açık ve ayrıntılı bir biçimde belirlenmiştir.

Genel olarak reklamların ahlaka aykırı ifade içermemeleri, toplumun dezavantajlı kısmını istismar edici görüntüler paylaşmamaları, önceden izin alamdan, hiç kimsenin özel ya da sosyal yaşamına dair ifade veya görüntüler içermemeleri, tüketicilerin korkularını ve batıl inançlarını istismar edemeyecekleri belirtilmiştir.

Ek olarak örtülü reklam, reklam olduğu açıkça belirtilmeksizin yazı, haber, yayın ve programlarda, mal veya hizmetlere ilişkin isim, marka, logo ya da diğer ayırt edici şekil veya ifadelerle ticaret unvanı ya da işletme adlarının reklam yapmak amacıyla yer almasını ve tanıtıcı mahiyette sunulmasını ifade etmektedir.  Örtülü reklam yapılması da yasaklanmıştır.

Aldatıcı reklamın unsurları ise, reklamın yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgi içermesi, reklamın hitap ettiği ortalama tüketiciyi aldatma kabiliyetine sahip olması ve aldatıcılığın önemli olmasıdır.

Reklamlardaki bilgiler tamamen aldatıcı ya da yanlış olmasa da bütünselliği etkileyebilmekte,  bu da haksız rekabete neden olabilmektedir. Aldatıcı reklamların yanı sıra, örtülü reklamlar, karşılaştırmalı reklamlar da tüketicinin karar vermesini manipüle edebilmektedir.

Örneğin

Sabah Gazetesi ve Merkez Gazete Dağıtım’ın, Hürriyet’e karşı açmış olduğu bir dava ve alınan karar şu şekildedir:

Hürriyet, reklam verenlere ve ajanslara gönderdiği e postalarda Sabah gazetesinin tirajını olduğundan düşük göstererek, kendi reklamlarını arttırmış ve bu şekilde kendine avantaj sağlamıştır.

Hürriyet, satış rakamlarının bilgilerini Sabah gazetesinin önceki dağıtıcısından aldığını, o bilgilere uygun beyanlarda bulunduğunu ve gerçeğe aykırı olmadığı söylemiştir.

Ancak Sabah gazetesinin mevcut dağıtıcısının verdiği rakamlar ile arada oluşan fark ve bu yanıltıcı bilgiler ile Hürriyet’in kendisine menfaat elde ettiği tespit edilmiştir. (Yargıtay 11. HD E. 2008/6981 K. 2010/5612 , 20.05.2010)

Tüketici Hukuku Kanunu ve İlgili Yönetmeliklere göre hazırlanmış Tüketici Hukuku kitabında, günümüzün sert ekonomik koşullarında tüketicilerin daha bilinçli ve rasyonel tercih yapabilmeleri için önemli konulara değiniliyor. Tüketici olarak, seçim yapma hakkımızın olduğu, memnuniyet duyarak ve kandırılmıştan uzak satın almalar gerçekleştirebileceğimizden bahsediliyor. Akademik bir kitap olmasına rağmen, anlaşılır bir dille yazılmış olması nedeniyle herkesin evinde olması gereken bir kitap olan Tüketici Hukuku, arz talep dengesinin de kritik eşiğinin korunması yönünde bilgiler veriyor.

İlgili Kitap : Tüketici Hukuku (6502 sayılı kanun ve ilgili yönetmeliklere göre)

Yrd. Doç.Dr. Ahmet Karakocalı

Ali Suphi Kurşun

Yorum Yap

*

Aristo YAYINEVİ Müşteri Hizmetleri 0 (216) 3346966 Kapat